Gökbilimci ve kozmolojist Edward Robert Harrison, bir hidrojen atomuna yeteri kadar zaman verirseniz bir insana dönüşebileceğini söyler.
Bu söz, bilimin yoktan var etmek olmadığını anlatır. Doğada zaten var olan bir şeyi bilgimiz çoğaldıkça buluruz. Örneğin bir maddenin içindeki atom dizilimlerini değiştirerek yeni maddeler üretebiliriz. Demirin çeliğe, kumun cama, grafitin elmasa dönüşmesinin altında yatan, maddenin özündeki bu kusurlu yapı, yani atomik boşluklardır.
Dünyamızı mükemmelleştiren şeyin, malzemenin bu kusurlu yapısı olduğunu anladıkça o topal Tanrı Hephaistos’un da sırrı bir anlam kazandı. Kuantum dünyasını keşfettikçe Akhilleus'un delinmez zırhının, Apollon'un Güneş Arabası'nın ve Athena'nın o eşsiz kalkanının altında yatan asıl tanrısallığı, bize bugün malzeme bilimi anlatıyor.
Doğa, aynı atomların farklı dizilimleriyle bize farklı yüzlerini gösterir. Örneğin karbon atomlarının dizilimi değiştiğinde, birinde siyah bir kalem ucuna, diğerinde ise göz kamaştıran bir elmasa dönüşebilir. Değişen tek şey, atomların yan yana dizilimidir; yani tasarım.
Bu bölümde doğanın sihir gibi görünen dönüştürücü gücünün altındaki bilimsel gerçeği konuşuyoruz. Cam, beton, çelik, aerojel, grafit, karbon elyaf ve grafenin derinlerine iniyoruz.
Devamını dinlemek için linki tıklayın
Podcasti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer alt yazılı izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.