Antik çağlardan günümüze kadar hepimizin bir kusursuz devlet hayali var. Bu hayal, filozofların düşüncelerinden günlük konuşmalarımıza kadar işlemiştir. Hepimizin aklında devleti kurtaracak bir formül vardır.
Platon'un Devlet'indeki "Filozof Kral"dan, mutluluğun zorunluluk olduğu Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sına kadar her düşünür kendi ütopyasını kurmuştur. Kimisi bunu romantik bir ideal olarak görür, kimisi mükemmel düzeni distopik bir dünyanın içinden anlatır.
Ama tüm bu anlatıların ortak bir noktası vardır: İçinde insan olan hiçbir düzen mükemmele ulaşamaz. Çünkü insanın duyguları, hırsları, zaafları hep savaşlara ve adaletsizliklere sebep olur. İçimizdeki o "hata kodu" bizi ileriye taşır. Ama bu ilerlemenin içinde her zaman acı ve trajedi de vardır.
Peki bugün, algoritmalarla ütopyaya hiç olmadığımız kadar yakın mıyız? Algoritmalar sizce de hayalini kurduğumuz cenneti bize verebilir mi?
Bu bölümde Platon'un Filozof Kral'ından Nick Bostrom'un 'wired head' kavramına kadar ütopya arayışını sorguluyoruz.
Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.