Merhaba,
Kuantum Çağı serimizin bu bölümünde kuantum bilgisayarların neden yalnızca fizik ya da yazılım problemi olmadığını konuşuyoruz.
Asıl mesele algoritmalar değil, malzemeler.
Bugüne kadar teknolojiyi daha küçük transistörler üreterek geliştirdik. Silikonu küçülttük, bilgisayarları cebimize kadar taşıdık. Ancak kuantum dünyasında işler tamamen değişiyor.
Kübitleri çalıştırmak için yalnızca iyi algoritmalar yetmiyor. Onları sessiz tutabilecek, kuantum davranışlarını koruyabilecek bambaşka malzemelere ihtiyaç duyuyoruz.
Bu bölümde bunun nedenini anlatırken doğanın bize milyarlarca yıldır gösterdiği çözümlere bakıyoruz.
Bir yaprak, güneş ışığını neredeyse kayıpsız biçimde enerjiye nasıl dönüştürüyor?
Lazer ışığı atomları nasıl değiştiriyor?
Neden kusursuz bir elmas kuantum teknolojileri için çoğu zaman işe yaramazken, içindeki küçücük bir kusur geleceğin bilgisayarını mümkün kılabiliyor?
Belki de doğa bize uzun zamandır aynı mesajı veriyor. Sorun kusurlar değil. Sorun, onların ne işe yaradığını henüz tam anlayamamış olmamız.
Bu bölümde malzeme biliminin neden kuantum çağının asıl belirleyicisi olduğunu sade örneklerle anlatmaya çalıştım.
Haftaya ise serinin belki de en ilginç ve sarsıcı konusuna geçiyoruz: Kuantum Üstünlüğü.
Gerçekten klasik bilgisayarların çözemeyeceği problemler var mı?
Kuantum bilgisayarlar dünyayı hangi noktada gerçekten değiştirecek?
Ve esas gerçek, henüz tanışmadığımız mı?
İyi dinlemeler.
Sohbeti daya detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer altyazılı izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.